"SPORUN GÜCÜNÜ KULLANARAK, BÜTÜN TOPLUMLARLA İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRMEYİ HEDEFLİYORUZ"

06.08.2019
06.08.2019

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu,  "Sporun gücünü kullanarak, başta bölgemizdeki ülkeler olmak üzere, bütün toplumlarla, ilişkileri geliştirme yönünde sağlam adımlar atmayı hedefliyoruz" dedi.

Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Ankara Sheraton Otel'de düzenlenen 11. Büyükelçiler Konferansı'nda "Sağlık ve Spor Turizmi" başlıklı panelde büyükelçilere bir araya geldi.

Panelde büyükelçilere hitap eden Kasapoğlu, ‘’Ülkelerin özgül ağırlığının sadece istatistiki verilerle ve belli refah göstergeleriyle ölçülmediğine değinerek, "Türkiye gibi coğrafi konum, tarihi ve sosyo- kültürel birikim gibi hususlar da ülkelerin esas ağırlığını belirleyen faktörlerdir. Türkiye, tarihsel iddiasına uygun olarak dönemsel bariyerleri elbette aşacak ve evrensel insani değerlere önemli katkılarda bulunacaktır. Bu tarihi dönüm noktasında hepimize düşen umudu büyütmek, karamsarlığa asla prim vermemektir." ifadelerini kullandı.

Uluslararası toplumun gözünün Türkiye'nin üzerinde olduğunu dile getiren Bakan Kasapoğlu, şöyle devam etti:

"Yeter ki bizler daima güncel politikanın üzerinde bir perspektifle Türkiye Cumhuriyeti devletini hak ettiği şekilde temsil edelim. Her gün her an devlet ve millet için neler yaptığımızın muhasebesini yapalım. Bu misyon için Türk gençliği, bakanlığım ve spor dünyamız adına her bir büyükelçimize teşekkür ediyorum. Elbette, farklı kültür, farklı din, farklı hayat biçimlerinin bir arada ve birbirinin hukukunu koruyarak yaşaması Türkiye'yi dünyanın en özgün ülkesi kılmıştır."

Türkiye'nin "kültürel derinliği dünyayı saran bir birikimin adı" olduğunu vurgulayan Kasapoğlu, "Türkiye, 82 milyon vatandaşıyla, güçlü ekonomisiyle, demokrasi ve hukuk düzeniyle büyük zorluklardan geçerken aynı zamanda büyük imkanlara da kavuşmuştur." dedi.

Küresel saldırılar karşısında sağlam bir direnç ortaya koyan Türkiye'nin kimseye boyun eğmediği gibi, kimsenin hukukunu da çiğnemediğinin altını çizen Kasapoğlu, "Türkiye, bütün ülkelerin sarsıldığı yanı başımızdaki insani sınavı da başarıyla vermiş, önce insan ilkesinden taviz vermemiştir. Türkiye tarihin bu zor döneminde dünyanın vicdanı olurken son derece rasyonel politikalar izleyerek uluslararası toplumun da en saygın üyelerinden biri olmuştur." şeklinde konuştu.

Türkiye'nin her anlamda güçlü ve kudretli olması için çalıştıklarını, bilgi ve teknoloji eğitimi başta olmak üzere Türk gençliğinin dünyaya açık, modern dünyanın gerektirdiği birikime sahip olmasını her şeyden çok önemsediklerini dile getiren Kasapoğlu, "Bunun yanında, nüfusunun yarısından fazlası genç olan, sporu hayat biçimi olarak toplumun bütün katmanlarına, ülkemizin bütün şehirlerine yaymış başarılı bir devrimi gerçekleştirmiş bir ülkeyiz"  dedi.

Tesisleşmede Büyük Adım

Bölgesinde spor alanındaki büyük tesisleşme atılımıyla Türkiye'nin gösterdiği büyük gelişimle ve yetiştirdiği başarılı sporcularıyla öncü olduğuna dikkati çeken Kasapoğlu, şunları söyledi:

"Bu tabloya bakarak, yakın gelecekte spor turizminin kapsamı, etki alanı ve etki gücü bağlamında, ülkemize büyük ekonomik, sosyolojik ve kültürel etkileri olacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Sporu sportif çerçeve içinde kalan sınırlı bir faaliyet olarak görmüyoruz. Spor bizim için çok boyutlu etkileriyle sosyal ve toplumsal bir meseledir. Spor, aynı zamanda, bölgesel ve küresel düzeyde kendimizi, kendi hikayemizi anlatmamıza, kendimizi tanıtmamıza imkan veren büyük bir potansiyeldir. Toplumları, kültürleri, inançları birbirine yakınlaştıran ve kaynaştıran bir insani diplomasi faaliyetidir. Bu etki alanı ve gücüyle, Türkiye'nin, spor olgusunu kamu diplomasisinin stratejik bir alanı olarak etkili bir şekilde kullanması gerektiğine inanıyoruz."

Gücümüzü Spordan Alıyoruz

Sporun gücünü kullanarak ilişkileri geliştirme yönünde sağlam adımlar atmayı hedeflediklerini ifade eden Kasapoğlu, "Nitekim Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak, uluslararası spor politikamızı bu düzlemde ve bu ilkeler çerçevesinde yürütmekteyiz." dedi.

Bugünün dünyasında, geçmişin "devletten devlete" şeklinde yürütülen geleneksel diplomasisinin yerini “devletten topluma” veya “toplumdan topluma” şeklinde işleyen daha efektif ve insanı merkeze koyan bir anlayışa bıraktığını dile getiren Kasapoğlu, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Küresel dünyada, bugün artık devletler attıkları adımları etkin bir halkla ilişkiler yaklaşımıyla planlıyor. Bu bağlamda spor ve spor diplomasisi çok önemli bir yumuşak güç olarak değerlendirilmeli ve ülke olarak adımlarımızı bu anlayışla atmalıyız. Spor diplomasisi sayesinde bir ülkenin yetiştirdiği sporcudan antrenörüne, hakeminden uluslararası spor teşkilatlarında görev alan temsilcilere kadar bütün unsurlar, uluslararası alanda sahneye çıkmaktadır. Bunlar aynı zamanda ülkenin, kültürünü, gücünü, insan profilini ve toplumsal iletişim biçimini de temsil etmektedirler. Siz değerli büyükelçilerimiz, küresel ilişkiler bağlamında en önemli temsilcilerimizsiniz. Türkiye, sporu ve sporcusuyla, uluslararası alanda, olumsuz önyargıları kırabilir ve olumlu algılar oluşturabilir. Bakanlık olarak, ülkemizin spor alanındaki mevcut potansiyelinin etkin kullanılması ve geliştirilmesi noktasında kararlıyız. Türkiye’nin bir spor ülkesi olarak konumlandırılması bağlamında spor turizmini, bir itici güç, bir katalizör olarak çok önemsediğimizi özellikle ifade etmek istiyorum."

Küresel bir olgu olarak spor endüstrisi

Turizm ve spora ilişkisinin tarihi gelişimine dair bilgiler veren Kasapoğlu, "Turizm açısından spor göz ardı edilemeyecek büyüklükte bir ticari potansiyel ortaya koyuyor." ifadesini kullandı.

"Spor endüstrisinin küresel bir olgu olarak bütün dünyaya yayılmış, ekonomik hacmi, sosyolojik etkileri ve kültürel sonuçlarıyla önemini kanıtlamış bir endüstri." diyen Kasapoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Spor endüstrisinin toplam büyüklüğünün dünyada 600 milyar dolara yaklaştığı tahmin ediliyor. Peki, Türkiye'ye baktığımız zaman durum nedir? Türkiye, coğrafi yapısı ve iklim özelliklerinden dolayı spor turizmi potansiyeli çok yüksek bir ülke…Bütün geleneksel ve ekstrem spor branşları için aranan her türlü imkana sahip bir ülke... Bu kadar mı? Hayır, Türkiye'de bundan çok daha fazlası var. Türkiye, büyük profesyonel sporcu kitlelerinin bulunduğu Avrupa ülkelerine yakınlığı ve kaliteli-uygun konaklama imkanlarıyla spor turizminin en önemli iki bileşenini de içinde barındırıyor. Yapılması gereken şey; ülkemize gelen sporcuların ve takımların çalışmalarını dünya standartlarına uygun bir şekilde yapabilecekleri spor tesislerinin inşasıdır. Ama yapmamız gereken bir şey daha var. Doğrudan ve sürekliliği temel alan bir iletişim stratejisinin geliştirilmesi ve bu doğrultuda güçlü tanıtım kampanyalarıyla ülkemizin spor turizmi olanaklarının dünyaya daha etkili şekilde tanıtılması gerekiyor. Ülkemizin zengin potansiyeline rağmen, bugün Türkiye'de spor turizminin gelişimini incelediğimizde, maalesef sadece futbol ve golf sporunun ön planda olduğu görülüyor. İletişim ve iş birliğinin güçlenmesi için çalışmalarımız devam ediyor. Bakanlık olarak spor turizmindeki yaklaşımımızı kısaca; ürün çeşitliliğini artırıp Türkiye'nin belli spor dalları için ilk akla gelen destinasyon olmasını sağlamak şeklinde özetleyebiliriz."

Türkiye'nin her branş için dünya standartlarında tesisleri olduğunu ve eksik görülen alanlarda da yatırımların devam etiğini anlatan Kasapoğlu, "Türkiye'nin tek eksiğinin, etkin bir tanıtım ve pazarlama olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır." diye konuştu.

İyi bir tanıtım ve pazarlama stratejisi ile Türkiye'nin çok ciddi kazanımlar elde edebileceğini vurgulayan Kasapoğlu, sportif branş ve alt dalları için uygun tesisler ve illerin sağladığı imkanların tanıtıldığı bir çalışma planladıklarını aktardı.

"Spor Turizmi" temasıyla Antalya'da düzenlenen Hestourex Fuarı'nı örnek gösteren Kasapoğlu, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte Gençlik ve Spor Bakanlığımızın yeniden yapılandırılması çalışmaları kapsamında yeni birimler kuruldu. Bu birimlerden bir tanesi de Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğümüzdür. Bu yeni teşkilatlanma sürecinde Genel Müdürlük bünyesinde bir spor turizmi birimi kurduk. Yurt dışı teşkilatımızın kurulması ile birlikte ülkemizin sportif anlamda sunduğu olanakların etkin şekilde tanıtılması ve pazarlanması mümkün hale gelecek. Uluslararası spor kuruluşlarında temsil kabiliyetimizi güçlendirerek lobi faaliyetlerimizi arttırmayı hedefliyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ilk kalkınma planı olan 11. Kalkınma Planı'nda ise spor turizmi, bakanlığımızın çabalarıyla Kalkınma Planı'na ilk kez bir stratejik alan olarak girmiş bulunuyor. Planda, Türkiye Spor Turizmi Stratejisi'nin hazırlanarak ülkemizin dünya spor turizm pazarından alacağı payın arttırılması hedefleniyor. Bakanlık olarak önümüzdeki beş yıllık dönemi kapsayan 11. Kalkınma Planı çerçevesinde spor turizmiyle ilgili belirlenen hedeflere ulaşmak için yol haritamızı belirledik. İkinci olarak, özelikle spor turizmine yönelik acente ve tesislerle ilgili standardizasyon ve uluslararası kriterlere uygunluk, sınıflandırma, denetim, profesyonel spor turist rehberliği gibi konularda düzenlemelerin yapılmasına yönelik paydaşlarımızla iletişim halindeyiz. Üçüncü atmamız gereken adım ise marka değeri oluşturacak öncelikli spor branşlarının, organizasyonların ve illerin belirlenmesi, pazarlama süreçlerinin başlatılması ve sürdürülmesi olduğunu söyleyebiliriz. Ekim ayında Türkiye Spor Turizmi Çalıştayı'nı yapmayı planlıyoruz. Bu çalıştay, bütün bu çalışmaların kapsamlı olarak ele alınacağı, tartışılacağı ve sonucunda da stratejik kararların alınacağı bir eylem planına bağlanacak.

Türkiye her alanda çok büyük hedefleri olan bir ülke. Paha biçilmez genç nüfusumuz, eşsiz medeniyet birikimimiz ve milletimizden güçlü desteğiyle dev hedefleri gerçekleştireceğimize inanıyoruz. Bu inanç ve kararlılıkla atacağımız adımlar neticesinde inşallah ülkemiz spor turizminde hak ettiği seviyelere yakın gelecekte ulaşacaktır."